/

Çekirdekten Gelen Lezzet

Uyanmak, odaklanmak ve güzel sohbetler için yüzyıllardır kahve içiyoruz… Dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri olan ‘kahve’nin yaklaşık 600 yıllık acı tatlı uzun yolculuğunu Vega okurları için araştırdık.

ÖZGE DEMİRKOL

Kahvenin keşfi, yüzyıllar öncesine, Etiyopya Platosunda bulunan eski kahve ormanlarına dayanıyor. Efsaneye göre, tüm dünyanın sevgilisi haline gelen kahve çekirdeklerinin potansiyelini ilk olarak keçi çobanı Kaldi keşfetti. Kaldi’nin keçileri bir ağacın meyvelerini yediler ve gece uyuyamayacak kadar enerjik hale geldiler. Çoban Kaldi böylece kahveyi keşfetmiş oldu. Kaldi keşfini yerel manastırın baş rahibine anlattı. Baş rahip bu meyvelerden bir içecek yaptı ve bu içecek, akşam saatlerinde uzun süren dualar yaparken uyanık kalmasını sağladı. Kahvenin kokusu manastırda yayıldı ve bu canlandırıcı meyvenin bilinirliği artmaya başladı. Anlatılanlar Doğuya, kahve de Arap Yarımadası’na ulaşınca kahve çekirdeklerinin dünya çapında yolculuğu başlamış oldu.

17. YY’da sadece Londra’da 300’den fazla kahve evi bulunuyordu.

KAHVENİN YOLCULUĞU 
Kahve yetiştiriciliği ve ticareti Arap Yarımadası’nda başladı. 15.YY’da Arabistan/Yemen’de kahve yetiştiriliyordu. 16.YY’da ise Pers, Mısır, Suriye ve bugünkü Türkiye’de tanınmaya başladı. 17.YY’da kahve Avrupa’ya ulaştı ve kıtada popülerliği artmaya başladı. Bu dönemde sadece Londra’da 300’den fazla kahve evi bulunuyordu. 1600’lerin ortalarında kahvenin kokusu New York’a kadar ulaştı. Hollandalıların fidanları alıp Hindistan’da ekme girişimleri ilk başta başarısız olsa da Batavia (günümüzde Endonezya) Java Adası’nda başarılı oldular. 

AMERİKA’YA GELİŞİ
1714’te Amsterdam belediye başkanı, Fransa Kralı XIV. Louis’e kahve ağacı fidanı hediye etti. Kral, fidanın Paris’teki Kraliyet Botanik Bahçesi’ne dikilmesini emretti. 1723’te genç bir deniz subayı olan Gabriel de Clieu, kralın ağacından bir fide aldı. Zorlu bir yolculuğa rağmen fideyi Martinik’e taşıdı. Fide buraya dikilince sadece gelişmekle kalmadı 50 yıl içinde Martinik Adası’nda 18 milyondan fazla kahve ağacının yetişmesini ve yayılmasını sağladı. Daha da inanılmaz olan, bu fidenin Karayipler, Güney ve Orta Amerika’daki tüm kahve ağaçlarının atası olmasıdır. Ünlü Brezilya kahvesi ise varlığını imparatorun kahve fidesi almak için Fransız Guyanası’na gönderdiği Francisco de Melo Palheta’ya borçlu.

Misyonerler ve gezginler, tüccarlar ve sömürgeciler kahve çekirdeğini yeni topraklara taşımaya devam etti ve dünyaya kahve ağaçları dikildi. Muhteşem tropik ormanlarda ve engebeli dağlık bölgelerde ekim alanları oluşturuldu. Kahve ekonomisi üzerine yeni uluslar kuruldu. 18. yüzyılın sonunda, kahve dünyanın en kârlı ihracat ürünlerinden biri haline geldi. Ham petrolün ardından kahve, dünyada en çok aranan ürün.


Kahve neden keyif veriyor?  

Bir merkezi sinir sistemi uyarıcısı olarak, kafein sadece uyanık kalmamızı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ruh halimizi de iyileştiriyor. Kahvede bulunan kafein; dopamin ve glutamin (beyin tarafından üretilen diğer doğal uyarıcılar) üretimini tetikliyor. Yani kahve içtikçe daha az sıkılıyoruz, keyfimiz yerine geliyor. Kafein alımı özellikle de kahve içerek gerçekleştiğinde depresyon riski de azalıyor. 


Kahve güne başlamak için hemen tüm kültürlerde mükemmel bir ‘‘günaydın’’ içeceği…

KAFEİNSİZ KAHVE SORUNSALI
Kahve keyfinden mahrum kalmak istemeyen ama uyku saatine dikkat edenler, kafeinsiz kahveyi tercih ediyor. Kahveden kafeini ayırma işleminde; insan sağlığına zararı olmayan çözücüler suyla, karbondioksitle kahveyi arıtıyor. Kafeinsiz kahve, tadından kaybetmiyor, kahve değerini yitirmiyor. 

KAHVE SELÜLİT YAPAR MI?
Yoksa şehir efsanesi mi? 
Kahve selülit yapmıyor. Kafein, tek başına selülite yol açmıyor. Ancak, rafine şeker, alkol ve işlenmiş gıdalarla birlikte yüksek kafein tüketimi selülite neden olabiliyor. Selülit riskini en aza indirmek için bunların tüketimini sınırlandırmak, kafein kaynağı olarak organik kahveyi tercih etmek, doğal, organik gıdalar tüketmek gerekiyor

KAHVE KARNESİ
Kahve dünyada yetmişten fazla ülkede üretiliyor. Kahvenin en çok üretildiği 10 ülke: Brezilya (2.592.000 ton), Vietnam (1.650.000 ton), Kolombiya (810.000 ton), Etiyopya (384.000 ton), Honduras (348.000 ton), Hindistan (348.000 ton), Uganda (288.000 ton), Meksika (234.000 ton), Guatemala (204.000 ton), Peru (192.000 ton). 

Yıllık kişi başı tüketim miktarlarına göre en çok kahve tüketen 10 ülke ise şöyle: Finlandiya (12 kg), Norveç (9.9 kg), İzlanda (9.0 kg), Danimarka (8.7 kg), Hollanda (8.4 kg), İsveç (8.2 kg), İsviçre (7.9 kg), Belçika (6.8 kg), Lüksemburg (6.5 kg), Kanada (6.5 kg).

TÜRK KAHVESİ
Keşfi yüzyıllar öncesine dayanan kahve, 1540’larda Osmanlı’ya ulaştı. Türkler kahvenin pişirilmesinde yeni bir metod deneyerek Türk kahvesini buldu. Güğüm ve cezvelerde pişirilen kahve böylece Türk kahvesine dönüştü. Kültürel lezzetimiz olan Türk kahvesi İstanbul’a gelen gezginler sayesinde tüm dünyaya yayıldı.

Neyse halim çıksın falım
Türk kahvesi bir ritüelse fal bunun en eğlenceli halkasıdır. Kahve fincanı saat istikametinin tersi yönünde, baş üzerinde üç kez çevrilir. bu esnada bir dilek tutulur. Daha sonra tabağın üzerine doğru döndürülerek kapatılır. Fincanın üzerine metal konarak (yüzük, para) çabuk soğuması sağlanır (bu metalin, fincan içinde çıkabilecek kötülükleri uzaklaştırdığına inanılır). Fincan “Neyse halim, çıksın falım” denerek içten dışa doğru açılır. Fincanı enlemesine üçe bölersek, en üstteki halka gelecek, orta kısım şimdiki zaman ve alt kısım da geçmiş zaman hakkında bilgi verir.

Çok kahve falı bakan ve iyi baktığı söylenen kişilerin, bir dönem sonra huzursuzluk yaşadıkları için hiç fal bakmama kararı aldığı söylenir.

1 fincan kahveden sonra vücutta neler oluyor?
Kahve içtikten sonra 2 saat içinde kalp atışları hızlanır, adrenalin ve konsantrasyon artar, karar verme mekanizması güçlenir, yorgunluk seviyesi azalır, kas gücü artar. Daha net bir görüş mümkün olur.


Telvesi de işe yarıyor

Kahve, mükemmel lezzetinin yanı sıra telvesiyle de mutlu ediyor. Kahve telvesi kullanarak güzellik bakımı yapmak mümkün. 

1-2 çay kaşığı soğutulmuş kahve telvesini bir avuç saç kremi ile karıştırıp şampuanla yıkanmış ıslak saçınıza uygulayın. 5 dk bekletip soğuk su ile durulayın. Saçlarınızın rengini böylece korumuş olacaksınız (koyu renkli saçlar için). Kahve telvesini ıslak saç diplerine şampuan ve saç kreminden önce 60 saniye masajla uygulayıp saçlarınıza parlaklık kazandırıp hızlı uzamasını sağlayabilirsiniz. ½ çay kaşığı telveyi ½ çay kaşığı balla karıştırıp sürerseniz dudak çatlamasını önleyebilirsiniz. Göz altındaki koyu halka ve şişlikleri önlemek için soğutulmuş kahve telvesini göz altına sürüp 10 dk sonra durulayın. 2 yemek kaşığı telve ile 2 yemek kaşığı zeytinyağını karıştırıp göz çevresi hariç yüzünüze sürün, 30 saniye bekletip ıslak bezle silin cildiniz parlaklık kazansın. Eşit miktarda telve ile Hindistan cevizi yağını karıştırıp selülitli bölgeye sürün. Bu macun cildinizi daha sıkı ve pürüzsüz yapacak. 


KAHVE SÖZLÜĞÜ
Espresso-Kahvelerin özünü oluşturan Espresso basınç anlamına gelen press sözcüğünden geliyor. Macchiato-İtalyanca’da leke anlamına geliyor. Americano- İsmi 2. Dünya Savaşından geliyor. Americano, “Amerikalı Geldi” demek. İtalya’daki kafe sahipleri Amerikalı askerler içeri girince bu kelimeyi kullanmış. Cappuccino-İtalya’da Capuchin Manastırı’ndaki rahiplerin kıyafetlerinden esinlenilerek bulunmuş bir isim.  Affogato-İtalyanca’da boğaz sıkmak anlamına geliyor. Bu kahve boğaz temizleme hissi verdiği için bu ismi almış. Latte-İtalyanca süt demek. Mocha – İsmi Yemen’deki El Mocha limanından geliyor. Cortado-İspanyolca’dan geliyor. Kesmek, seyreltmek, hafifletmek demek. Con panna – İtalyanca’da kremalı anlamına geliyor.

Irısh Coffee, Baıleys Coffee gibi içkiyle buluşan kahveler; başlı başına bir lezzet kategorisi.

Kokusu kapitalizmin emrinde 

Kahve kokusu satışları artırıyor. Özellikle de benzin istasyonlarında. Benzin pompalarının yanında kahve kokusu pompalayan bir benzin istasyonu satışını %300 artırdığını duyurduktan sonra başka benzin istasyonları da kahve kokusu kullanmaya başladı. Kavrulmuş kahve kokusunun insan davranışlarında olumlu etkisini ortaya çıkaran araştırmalara göre, bu kokunun olduğu yerde insanlar birbirine daha çok yardım etme eğilimi gösteriyorlar. Müşterileriyle daha çok ilgilenen çalışanlar böylece satışların artmasını sağlıyor.


Yorumunuz

Your email address will not be published.