Güzel Kadından Çok Daha Fazlası…

Sık sık dergiler tarafından “dünyanın en güzel kadını”, “en güzel vücudu” gibi ünvanlar verilen Scarlett Johansson, “güzel kadın” imajından çok daha fazlası… Siyasetle ilgilenen, dünya meselelerine kafa yoran, yeteneği sayesinde önemli filmlerde rol alan ve gişe hasılatı konusunda bugüne kadar bir kadın oyuncunun ulaştığı en yüksek seviyeye erişmiş bir yıldız. 

BURAK KURU

Her birimizin hayatını eğitimi, ailesi ve doğuştan taşıdığı özellikler kadar yaşadığı olaylar da şekillendiriyor. Şekillenen o hayatı güzelleştirmek için hayallere sahip olacak vizyon, o hayalin peşinden gidecek enerji, istek ve çaba şart. Biz fanilerin, en çok imrendiği hayalperestlerin başında ise beyazperdede karşımıza çıkanlar geliyor. Erişilmez görünen, kağıt üzerindeki karakteri ete kemiğe büründüren o oyuncular, hayallerimizi süslüyor, hayranlığımızı kazanıyorlar. 

Scarlett Johansson, böyle biri işte. Ama iki türlüsü. Hem beyazperdeyi görüp hayal kuruyor, hem de yıllar sonra beyazperdede izlenip, hakkında hayal kurulan bir insan haline geliyor. 

HİKAYE NEW YORK’TA BAŞLAR
Scarlett’in hikâyesi, 22 Kasım 1984’te Manhattan, New York’ta başlamış. Babası, Kopenhaglı, ailenin İsveç kökeni var. Harika bir karışım! Hunter adında erkek bir ikizi var. Scarlett, 3 dakika büyük. Toplamda 4 kardeşler: Scarlett’ten büyük olan Adrian ve oyuncu Vanessa. 

Aileden devam edelim: Oyuncunun büyük kuzeni Phil Schlamberg, dünya tarihi açısından ilginç ve önemli bir şahsiyet. İkinci Dünya Savaşı’nda resmi olarak ölen son kişi Pilot Phil Schlamberg olmuş. 

1.62 boyundaki Scarlett Johansson, sol elini kullanıyor. Amerika ile Danimarka vatandaşlığına sahip. 

13 yaşındayken  anne-babası ayrılmış. O tarihten sonra “En iyi arkadaşım” dediği büyükannesiyle yakın ilişki içerisinde olmuş. 

New York’taki Children’s School’dan mezun, oyunculuğu meslek içinde tecrübe ederek geliştirmiş. 

Beyazperdeye uzanan öyküsünün kırılma noktasıysa Judy Garland’ın ‘Sensiz Olamam’ filmi olmuş. Bu filmdeki rolden etkilenen Scarlett Johansson, şarkı söyleyip dans etmeye başlamış, aynaya bakıp ağlama provaları yapmaya varacak kadar oyunculuk pratiklerini hayatına katmış. 

Hiçbir başarı tesadüf değil. Johansson, henüz 18 yaşındayken “Lost in Translation” rolüne çalışmak için erkek arkadaşıyla bir süre Japonya’da yaşadı. Ne kadar yetenekli ve azimli olduğunun ilk fark edildiği film bu oldu diyebiliriz. 

Tek eşliliğe İnanmıyorum

2014 yılında dünyaya getirdiği, babası Romain Durac olan Rose adında bir kızı var. Trooper adında bir kedisi, Maggie adında bir Chihuahua cinsi köpeğe sahip olan Scarlett Johansson, kuşlar ve hamam böceklerinden ölesiye korkuyormuş. İki kere evlenip boşanan oyuncu, tek eşliliğe inanmıyor. “Evlilik fikri çok romantik. Güzel bir fikir ve uygulanışı güzel olabilir. Ama tek eşli olmanın doğal olduğunu düşünmüyorum. Bunun için bana kızacaklar ama tek eşli olmak çaba gerektiriyor, hem de çok.”


Dünyanın tanıdığı ve imrendiği isim olduktan sonra oyunculuğundan başka Ünvanlar da kazandı. 2010 yılında, GQ tarafından “Yılın Kadını” seçilirken, o dönemki eşİ Ryan Reynolds da People MagazIne tarafından “Yaşayan En Seksİ Erkek” seçilecekti.

İLK BAŞROLÜNDE HAMİLE BİR KADINI CANLANDIRDI
Yıllar içerisinde çok sayıda reklam filmi ve tiyatro oyunundan sonra 1994’te ilk filminde rol alıp, 1996’da ilk başrolünü oynadı. Söz konusu film ‘Manny ve Lo’, Scarlett’in rolüyse hamile bir genç kadını canlandırmak idi. 

Dünya sahnesine ilk adım attığı filmse, başrolleri Thora Birch’le paylaştığı 2001 tarihli ‘Hayalet Dünya.’ Sofia Coppola’nın Lost in ‘‘Translation’’ filminde yalnız yabancı rolü onu yıldızının parladığı, dünya sahnesinin orta yerine konduğu dönemi başlattı. Bu rol sırasında 18 yaşındaydı ve rolüne hazırlanmak için o dönemdeki erkek arkadaşı Faiz Ahmed’le Tokyo’nun Hokkaido bölgesinde yaşadı. Daha sonra yükseliş başladı. ‘‘İnci Küpeli Kız’’ filminde başrolü kaptığında 150 kişiyi geride bırakarak rolü elde etmişti. Kariyerindeki önemli filmlerinden biri de Woody Allen’ın ‘‘Match Point’’i oldu. Bu filmde oyunculuğu, seksiliği ile yarışacaktı. Daha sonraki filmlerinde oluşan en belirgin özellik ise şuydu: Genellikle olduğu yaştan büyük gösteren karakterleri canlandırdı. İstisnalar yok mu? Tabii ki var. Mesela, ‘‘Under The Skin’’de bir yaratığı, ‘‘Orman Çocuğu’’nda bir yılanı, ‘‘Kabuktaki Hayalet’’te de robotu canlandırdı bunu yapan tek oyuncu oldu. Yer aldığı her rolün beğenildiğini elde ettiği hasılattan anlamak mümkün. Şimdiye kadar oynadığı filmler toplam olarak 3.32 milyar dolar hasılat yapmış. Yani, 26 milyar Türk Lirası’ndan fazla. Şu anda yıllık olarak 100 milyon doları aşan bir geliri olan Scarlett Johansson en çok hangi tür filmler izlemeyi seviyor dersiniz? Eğlenceli filmleri seviyormuş. Favorisiyse, 1958 tarihli komedi klasiği ‘‘Sevgili Teyze’’ (Auntie Mame). Dünyanın tanıdığı ve imrendiği isim olduktan sonra oyunculuğundan başka ünvanlar da kazandı. 2010 yılında, GQ tarafından “Yılın Kadını” seçilirken, o dönemki eşi Ryan Reynolds da People Magazine tarafından “Yaşayan En Seksi Erkek” seçilecekti.


Takıntıları: sigara, saçlar, meme ölçüsü ve manikür

Aktristliğin yanına eklediği şarkıcılığını biraz da karakteristik sesine borçlu. Gırtlaktan gelen derin bir sesi var ve bunun sebebi maalesef kötü alışkanlığı sigara. 15 yaşında sigaraya başlayan oyuncu bu kötü alışkanlığını, tıpkı peynire olan tutkusu gibi, istese de bırakamadığını söylüyor. Bu ses tonu onun müzik ve Tom Waits hayranlığıyla bir araya gelince sonucu bir albüm oldu; sadece Tom Waits şarkılarının coverlarından oluşan bir albüm çıkardı: ‘Anywhere I Lay My Head.’ Ardından başka bir proje geldi: Justin Timberlake’in dünyayı sallayan ‘What Goes Around… Comes Around’ şarkısının klibinde oynadı.  Fiziğiyle ilgili takıntılı olduğu konulardan birisi saçları. Saçlarını bir ton açık renge boyatırken kılavuzu hep babası oluyormuş. Babasının saçından bir tutam kesip kuaföre vererek aynı rengi istediğini belirtiyormuş. Dekoltesi de onun takıntılı olduğu diğer bir alan. Bir anısını şöyle anlatıyor: “Bir gün Los Angeles’da giderken dev bir reklam panosunda kendi fotoğrafımı gördüm. Çığlık atıp frene bastım. İnanamadım. Göğüslerim kocamandı ve dekoltem çok acayipti.” Bu takıntısı büyük beden meme implantını küçükleriyle değiştirmesi sonucunu getirecekti.  Kendini anlatıyor: “Takıntılı bir karakterim var. Manikürümü gecenin üçünde kendim yapıyorum. Çünkü kimse düzgün yapamıyor.”


Kariyerinin dönüm noktası Woody Allen’ın filmografisinin sıra dışı üyesi Match PoInt oldu. Bu filmde oyunculuğu, seksiliği ile yarışacaktı.

Estetik cerrahiyle barışık olan Scarlett, erken yaşlarda seçtiği büyük implantları küçük bedenli implantla değiştirmişti.

Estetik Cerrahi ve Scarlett Johansson

Hollywood’un büyüleyici yıldızı yıllar içerisinde vücuduna birçok müdahalede bulundu: Burun estetiği, meme büyütme, meme implantını daha küçük cc ile değiştirme, dudaklarına dolgu yaptırma gibi… Önce burun ameliyatı olan yıldız oyuncu, büyüleyici güzelliğini iyi bir estetik cerrahi planlamasıyla da katmerledi. 


Büyük memeler onu mutlu etmedi. 

34B olan sütyen ölçüsünü 36DD’ye yükseltecek bir meme büyütme operasyonu geçirdi. Dikkat çeken bu değişiklik ise uzun sürmedi. Yıldız bu ölçüden rahatsız olarak vücudunla daha uyumlu olan cc’de karar kıldı ve meme cup ölçüsünü DD’den B’ye indirdi. 

Scarlett Johansson, güzel dudaklara sahip olmasının avantajıyla yaptırdığı dolguyla dudaklarını çok daha çekici kıldı. Yıldız oyuncu, dönem dönem koruyucu botoks müdahaleleriyle de kendini kırışıklıklara karşı koruyor.



Sinema eleştirmeni Uğur Vardan: Rüyaları süsleyen kadın

Oyuncu, önce ‘çeviride kayboldu’ (‘‘Lost in Translation’’), sonra bir tablo zarafeti (‘‘İnci Küpeli Kız’’) içinde kendini hatırlattı. 1984 doğumlu Scarlett Johansson, ‘Rüya fabrikası’ namlı Hollywood’un, ‘Rüyaları süsleyen kadın’ kontenjanının belki de günümüzdeki en belirgin temsilcisi konumunda artık. Bir Vermeer tablosu güzelliğindeki ve masumiyetindeki görüntüsünün uzağında, adeta bir arzu nesnesine dönüştü. Basamakları çıkarken de en güçlü yardımı Woody Allen’ın filmografisi içindeki en farklı yapımlardan biri olan ‘‘Maç Sayısı’’ndan aldı sanırım. ‘Suç ve Ceza’nın bu modern uyarlamasındaki karakteri, bir anlamda şuh kimliği üzerinde yoğunlaşılmasını ve kitlelerce Seksi kadın ünvanıyla ele alınmasını sağladı. Peşi sıra gelen ‘‘Ada’’, sonrasındaki ‘‘Kabuktaki Hayalet’’e kadar uzanan ‘Bilimkurgu kariyeri’ndeki (!) ilk adım olacaktı. ‘‘The Black Dahlia’’, ‘‘The Prestige’’, ‘‘The Other Boleyn Girl’’, ‘‘Vicky Cristina Barcelona’’ derken ‘‘Demir Adam 2’’yle ‘Marvel dünyası’na adım attı. O artık ‘Yenilmezler’ ekibinin, üzerine siyah derileri çekmiş üyesi ‘‘Kara Dul’’uydu. Sırasıyla ‘‘The Avengers’’, ‘‘Kaptan Amerika: Kış Askeri’’, ‘‘Avergers: Ultron Çağı’’nda boy gösterirken takımdaki yeri giderek sağlamlaştı.


Yorumunuz

Your email address will not be published.