‘Çita’yı Yükseltiyoruz; MAYMUN

İnsan gibi kucaklaşan, banyo yapan, meyve soyan, oyun oynayan, gülen hayvanlar… Koskoca bir varoluş sorgulamasının göbeğindeler. saldırganlıkları ile aklımızı alıyor, zekaları ile şaşırtıyorlar. Dünyayı ele geçirecekse bu olsa olsa maymun olur deyip filmler çekmiş, zayıflıklarımızı, kötü huylarımızı onların bedeninde  resmetmiş, benzerliğimize yüzyıllardır kafa yormuşuz. İnsanla ortak atadan gelen bu tüylü arkadaşları elbette beş sayfaya sığdıramayız ama birkaç renkli notla hatırlamanız için buradayız.  

ASLI DELİKARA

MAYMUNLAR, KİMLER?
Bilimde ve popüler kültürde sürekli ve etkili bir “malzeme”, “kobay”, “model” vs. olarak kullanılagelmiş “maymun” varlığının, insan hayatında sanıldığının ve düşünüldüğünün aksine, en az kedi ve köpek kadar sıklıkla yer almış olması, şaşırtıcı olmasa gerek. Birkaç nedenden ötürü; maymun, insan ile sosyal ilişkiye girdiği ilk andan itibaren, tutum, davranış, ve mimikler açısından insanlarla şaşırtıcı benzerliği elbette ki insanlar tarafından gözlemlendi. Hayatımızda eğlence ve gösteri amaçlı; son derece sosyal bir eşlikçi olmasından ötürü yalnızlık gidermek amaçlı, -ki burada sürekli yanında gezdirdiği maymunu tarafından ısırıldığı için ölen Yunanistan Kralı Aléxandros’u hatırlamak gerek- ve zihinsel melekelerinden ötürü koruyucu ve kollayıcı olarak yer aldılar. 

Ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde, imgesel olarak sanatta ve özellikle resimsel ve heykelsel temsilde kâh Diego Velázquez’in The Three Musicians adlı resminde görülebileceği gibi grotesk havaya vurgu yapan yardımcı eleman, kâh Pablo Picasso’nun La Guenon et Son Petit adlı bronz heykelinde görülebileceği gibi bir hikâyenin empatik kahramanı oldular. 

CANLILAR DÜNYASINDAKİ YERİ
Maymunlar memeliler sınıfında yer alan en sosyal hayvanlar olarak bilinir. Yüzde doksanı ormanlarda yaşamını sürdürmektedir. Büyük ve küçük, eski dünya yeni dünya maymunları gibi sınıflandırmalarla yaşam alanları, boyutları ve vücut biçimlerine göre sınıflandırılırlar. Goril, Şempanze, Babun, Tamarin Maymunları, Mandril Maymunu, Kapuçin Maymunu gibi isimlendirilen türlerden özellikle şempanzeler insana oldukça yakındır. DNA’ları da insan DNA’sı ile yüzde doksan dokuz eşleşir. 

Goril, Şempanze, Orangutan, Gibon türü primatlar İngilizcede İnsansılar olarak tanımlanır ve maymun (monkey) kabul edilmezler. Ancak diğer dillerde maymun adının tüm türleri tanımlamak için kullanıldığını görürüz.  Maymunlar aleminin en güçlü üyesi Goril’dir. 250-300 kg’a kadar çıkan dev cüsselerinin aksine sakin yapılı ve otobur hayvanlardır. Cüce İpek Maymunu olarak bilinen tür ise 15-15 cm boyuyla sınıfın en küçüğüdür etoburdur ve böceklerle beslenir. 

ÇİN’DE MAYMUN KRAL, HİNT MİTOLOJİSİNDE MAYMUN HANUMAN 
Çin Edebiyatı ve Hint mitolojisinin önemli karakteri olan maymun, evrim teorisinden çok daha önce insanlara benzerliğiyle kadim uygarlıkların insan/hayvan arası bir sembolü oldu.  Çin edebiyatında dört büyük eserden biri olarak kabul edilen Batı’ya Yolculuk romanının ana karakterlerinden biri olan Sun Wukong (Maymun Kral); olağanüstü dövüş yeteneklerine sahip bir karakterdir. Efsaneye göre, bir dağın üzerinde duran, zamanın başlangıcından beri dünya ve cennetten güç alan sihirli bir taştan doğmuştur. 

Yarı insan, yarı maymun Hanuman (Hanumant) ise en popüler Hindu Tanrılarından biridir. Cesareti, gücü, sadakati, bağlılığı ve adalete bağlılığı nedeniyle saygı duyulur. Bu kelimenin kökeni ise evrim teorisine selam veriyor: Sanskritçe Hanu (çene), Mant ise (büyük çeneli, şekli bozulmuş) kelimelerinden türemiş, yani Maymun Tanrı’ya büyük çeneli insan adı verilmiştir. Başlangıçta aptal, kibirli ve yaramaz olarak tasvir edilse de, maymun yol boyunca değerli dersler alır, değişiklikler yapar ve sonunda kurtuluşu kazanır. Böylece tövbe, sorumluluk, bağlılık ve onu içtenlikle arayan herkese kurtuluş vaadi temalarını bünyesinde barındırır.

ÇİN ASTROLOJİSİNDE MAYMUN BURCU YILLARI
Yıllar: 2016, 2004, 1992, 1980, 1968, 1956, 1944, 1932, 1920.
Kişilik özellikleri: Pratik zekalı, büyüleyici, şanslı, uyumlu, parlak, çok yönlü, canlı, akıllı.

12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİNDE MAYMUN YILI
Biçin (Maymun): Zulüm dolu olacağına inanılan bu yılda zorlukların artması ve afetlerin olması beklenir. Bu yılın çocuklarının faydasız, yalancı olabilirler.

MAYMUNLARIN İNSANLARIN TAKLİT ETTİĞİ SANAT: MAYMUN TRICK
Maymunların insan davranışlarını taklit ederek tasvir edildiği bir sanat türüdür. Kökeninin Eski Mısır’a kadar uzandığı söylense de en büyük ilgiyi toplayan sanatçılar Flaman gravürcü Pieter van der Borcht (1575 serisi), Yaşlı Jan Brueghel ve iki Teniers kardeş, David Teniers the Younger ve küçük kardeşi Abraham Teniers oldu. 18. yüzyıla kadar popüler olan “Maymun Trick” hayvanlar alemindeki en yakın akrabalarımız olan maymunlar, genellikle kendisini hayvanlar aleminin “üstünde” düşünen insanı/toplumu hicvetmek için mükemmel bir araç oldu. 

AVRUPA’DA MAYMUN ALEGORİSİ
İnsanın nasıl yaşamasına dair dersler bir maymun üzerinden anlatılır. Biri sevdiği, diğeri nefret ettiği ikizleri olan anne maymun, avcılar tarafından kovalanır. Anne sevdiği çocuğunu elinde taşır ve korurken, diğerini kendi başının çaresine bakması için sırtında bırakır. Koşarken, sevdiği çocuğunu taşımaktan yorulur ve onu düşürerek ölmesine sebep olur. Nefret ettiği çocuğu ise sırtına yapışarak hayatta kalır. Hikâyenin yorumlarından birine göre avcı bizi cehenneme götürmek için kovalayan şeytan/zebani, maymunun sevdiği çocuk bedensel zevkleri, kendi haline bıraktığı çocuğu ise günahlarıdır.Zevklerimize tutunmanın bir faydası yoktur, sonunda bizi günahlarımızla baş başa bırakırlar. Bir başka yoruma göre anne maymunun sevdiği çocuk zenginliği, nefret ettiği çocuk ise açgözlülüğü temsil eder. Sırtındaki maymun (zenginlik), insanın sırtına yüktür. 1200’lerde ticaretin gelişmesiyle Avrupa’da zenginleşti, maymun alegorisi farklı bir form aldı. Maymun anne, sıradan bir günahkârın yerine bir tefeci olarak yorumlanmaya başlandı. Sevdiği çocuk aşırı zenginliği, nefret ettiği çocuk ise açgözlülük günahını temsil ediyordu.


Üç maymun bir gamsızlık hikayesi değil

Üç bilge maymun bir Japon atasözünün resmedilmesidir.Kötülük görmeyen Mizaru gözlerini, kötülük duymayan Kikazaru kulaklarını, kötü konuşmayan Iwazaru ağzını kapatır. Üç maymun, zaman içinde işine gelmediği için görmeyi, duymayı, konuşmayı reddeden insanı sembolize eder olmuştur. İnsan, sevmediği yönlerini tasvir için burada olduğu gibi maymun figürünü sıkça kullanır.


EVRİM KURAMININ EN ÇOK SORULAN SORUSU
İnsanlar maymundan geliyorsa şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?

Bu soruyu anlamak, evrimin “insan-maymun ilişkisi”nden ibaret olmadığını anlamak açısından büyük öneme sahip. Evrim teorisine göre her canlı, yaşadığı ortama ve o ortamın zaman içerisinde değişen koşullarına adapte olacak şekilde evrimleşir. İnsanların ataları da, Orrorin tugenensis gibi bir atadan ayrıldıktan sonra, değişen çevreyle birlikte belli bir yönde evrim geçirmişler ve bu evrimin sonucunda bizler, Homo Sapiens ortaya çıkabilmiştir. Sorunun cevabında şu olmalı: İnsan bir türdür, diğer modern maymunlar başka türlerdir. Evrimsel biyolojide, aynı çağda yaşayan çağdaş türler birbirlerine evrimleşemezler. İnsan ve maymun (şempanze) hiçbir zaman aynı evrim çizgisi içinde olmadı ve insan maymundan evrimleşmedi. Bir başka deyişle spesifik anlamda maymun insanın ata türü olmadı. Şempanzenin ve insanın dahil olduğu aileler aşağı yukarı 7 milyon yıldan bu yana bağımsız ve ayrışık evrim süreçleri izledi. Ortak atayı temsil eden türlerden bazıları evrim geçirerek şempanzeyi, diğer bazıları da insan ailesinin ilk cinslerini meydana getirdi, ortaklığımız sadece üst aile düzeyinde kaldı.  

İnsanlar evrim bilgisi olmadan bile maymunlarla diğer hayvanlardan daha yakın akraba olduğumuzu fark ettiler. Maymunların Latince adı SImIa, insanlarla doğal benzerliklerinden kaynaklanır. Kelime, “benzer” anlamına gelen sImIlus kelimesinden türetilmiştir.

MAYMUNLARDAN BOŞ YERE KORKMUYORUZ
ABD’de patronun kaçan şempanzesi, onu yakalamaya çalışan bakıcıya saldırdı. Tüm yüzünü parçaladığı kadının bileğini de koparttı. Saldırıda gözlerini, burnunu, dudaklarını kaybeden kadına 30 cerrah 20 saat süren ameliyatla yeni bir yüz yaptı ve hastaya camdan göz takıldı. Bilek nakli ise başarılı olmadı. / 2009  

Libya’da 20 ölü 50 yaralı: Her şey Gaddafa kabilesinden olan bir kişinin evcil maymununun Evlad Süleyman kabilesinden bir kız öğrencinin başörtüsünü alıp kaçmasıyla başladı. Maymunla birlikte Gaddafa kabilesinden 3 kişiyi öldürülmesiyle başlayan olaylarda iki kabile tanklar ve füzelerle birbirine saldırdı. / 2016

– Tayland’da turistlerin gözdesi Songkhla’daki tapınak alanında yaşayan binlerce maymun, corona virüs korkusu yüzünden aç kaldı ve şehir merkezini bastı. / 2020

–  Hindistan’da alkolik maymun Kalua, 1 kişiyi öldürüp 250 kişiyi yaraladıktan sonra ömür boyu hapis cezası aldı. Hayvanat bahçesi doktoru Mohd Nasir, Kalua’nın serbest bırakılması halinde nereye giderse gitsin insanlara zarar vereceğini belirtti.

İNSANI YENİDEN TANIMLAYAN KADIN: JANE GOODALL
Goodall, zamanının en önemli paleoantropologlarından Dr. Louis Leakey’in asistanı idi. Bu alanda herhangi bir akademik eğitim almamıştı ve lisa mezunu idi.

Leakey’in Tanzanya/Gombe ulusal parkındaki çalışmasında, şempanzeleri gözlemleyerek not alma işini üstlendi. Görevini dışarıdan bir göz olarak değil, şempanzelerin arasına karışıp onlar tarafından kabul görerek, içeriden gözlem yaparak tamamlaması bilim dünyasında O’na büyük bir şöhret getirdi.Goodall, yıllar süren çalışmaları sonucunda, şempanzelerin alet imal eden ve kullanan canlılar olduğunu belgeledi. Bu gözlem, primatolojideki “İnsan, alet kullanan tek hayvandır” görüşünü yıktı ve çok ses getirdi. 

Bugün pek çok canlının, alet kullanabildiği genel kabul gören bir görüştür. Orangutanlar anahtarla kilitli kapıları açabiliyor, bazı eğitimli bonobolar ateş yakmayı becerebiliyorlar. 

Bu gözlem, Goodall’a Gombe’de daha uzun yıllar kalması için yeni fonlar sağlayan önemli bir dönüm noktası oldu. Goodall’daki heves ve cevheri gören Leakey, onun Cambridge Üniversitesi’nde Etoloji (hayvan davranış bilimi) doktora programına kabul edilmesini sağladı. Jane Goodall’ın 1977’de kurduğu enstitü, dünyanın dört bir yanında etkinliklerini sürdürüyor. Sayısız madalyası ve fahri doktorası olan Goodall, 2002’den bu yana bir yandan da Birleşmiş Milletler barış elçisi olarak görev yapıyor.


“Maymunu ormandan çıkarabilirsiniz, ama ormanı maymunun içinden çıkaramazsınız.”

“Güce susamış, barbar şempanze, barış aşığı, erotik bonoboyla karşı karşıya. Bizim doğamız bu ikisinin sorunlu evliliğidir. Maymunlar bize o kadar benzer ki “antropoid” diye bilinirler, bu terim “insansı” kelimesinin Latincesinden türemiştir”.
Bu iki türün yaşantısını, insana benzer yönleri çok akıcı bir dille ve ilginç örneklerle betimleyen “İçimizdeki Maymun”; şempanze ve bonoboları anlatırken, insan doğasının biyolojik mirasına da ışık tutuyor. Polisiye roman hızında bitireceğiniz, hiç sıkıcı olmayan, şahane bir bilim kitabı arıyorsanız, hayvan yönleriniz üzerinde kafa yormaya hazırsanız bu kitap sizi fazlasıyla tatmin edecek.
Frans De Waal/İçimizdeki Maymun-Biz neden biziz? /Metis Yayınları


Yorumunuz

Your email address will not be published.