ai robot
/

Beyaz yaka’nın önlenemeyen fakirleşmesi

Çok değil, 20-30 sene önce aileler çocuklarına masa başı, rahat, güvenilir bir iş dilerdi. Şimdi en büyük riski bilgisayar karşısında ona bağlı iş yapanlar taşıyor. Üstelik “beyaz yakalı” plazalardan çıkıp hayat mücadelesine girişmeye, küçük günlük lükslerinden vazgeçmeye, ‘‘pasta yoksa ekmek yemeye” alışkın değil. Mavi yakalılar gibi örgütlenme geleneğinden de geldikleri söylenemez; iyi bildikleri stratejik planlama, müşteri odaklı yaklaşım, kaynak yönetimi yapay zekâ karşısında işe yaramıyor, hatta kendi zararlarına işliyor; her şey neredeyse birdenbire oldu.

EMRAH TEMİZKAN
İLLÜSTRASYON: ASLINUR TİLKİ

ipi kesen el

OpenAI CEO’su Sam Altman, insan etkileşiminin birçok iş kolunda vazgeçilmez olmaya devam edeceğini savunuyor ve yapay zekânın istihdam üzerindeki etkilerinin sıklıkla çizilen karamsar senaryolardan farklı olacağını düşündüğünü ifade ediyor. Altman, “İşgücü piyasası kuşkusuz değişecek ancak bazı şirketlerin dile getirdiği ölçekte bir iş kıyameti beklemiyorum” diyor.

Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman ise aksi görüşte. Süleyman’a göre, bilgisayar başında oturmayı gerektiren çoğu görev, önümüzdeki bir yıl veya 18 ay içinde yapay zekâ tarafından tamamen otomatikleştirilecek.

Şirketler, bir zamanlar genç bir asistana verilen taslak yazma, veri düzenleme gibi görevleri artık bir yapay zekâ aracına havale ediyor. İşten çıkarılan birinin en azından bir hikâyesi vardı, “şirket küçüldü” diyebilirdi. Hiç işe alınmayan biriyse özgeçmişinin okunup okunmadığını öğrenemeden yetersizlik hissiyle baş başa kalıyor.

Bir kuşak önce, üniversiteden mezun olup çalışmaya başlamak, ebeveyn evinden çıkmanın otomatik bileti gibiydi. Bugün tersine bir akım var; iş bulan ama kirayı karşılayamayan, ya da hiç iş bulamadığı için zaten çıkamayan genç profesyoneller, otuzlu yaşlarına kadar çocukluk odalarında yaşıyor. Ya da özellikle taşra şehirlerinden büyük şehirlere çalışmaya gidenler artan kira ve beslenme maliyeti ile başa çıkamayıp aile evine geri dönüyor.

“Gri yakalılar” gözde

‘Beyaz yaka’ ve ‘mavi yaka’ tabirlerine alışığız yine kısa bir hatırlatma; sahada, el emeğine dayalı işlerde çalışanlara “mavi yaka”, masa başında çalışan ve genellikle üniversite eğitimini tamamlamış çalışanlar “beyaz yaka” olarak tanımlanıyor. Bu kavramlara son yıllarda yeni biri daha eklendi: “Gri yaka”.

Beyaz yakanın analitik ve yönetsel yetkinlikleri ile mavi yakanın teknik bilgi ve saha deneyimini bir arada barındıran gri yaka, işgücü piyasasında farklı bir konumda yer alıyor.

Teknoloji ve veri odaklı süreçlere hâkim olan gri yaka çalışanlar, aynı zamanda operasyonun sahadaki uygulama aşamalarında da aktif rol üstleniyor; otomasyon uzmanları, bakım teknisyenleri, kalite kontrol çalışanları ve saha mühendisleri, gri yaka tanımının en görünür örnekleri.

Mavi yakalılar için her işi robotlar yapmadıkça -yani bu dönüşüme dünya zihnen açık olsa dahi finansal olarak evleri yardımcı robotlar doldurmadıkça- şimdilik sorun yok. Bir tesisatçının, bir asansör teknisyeninin ya da bir kaynakçının işini bir sohbet robotu devralamaz; çünkü o iş fiziksel dünyada, öngörülemez koşullarda gerçekleşiyor. Oysa bir raporu özetleyen, veri analizi yapan, bir e-postayı yanıtlayan beyaz yaka görevi, yapay zekânın en kolay taklit ettiği iş türü.

Bizi geleneksel Türk aile yapımız mı kurtarıyor?

Türkiye’de 10 milyondan fazla ‘beyaz yaka’ çalışan olduğu tahmin ediliyor. Ancak son yıllarda yüksek enflasyon nedeniyle bu grubun reel gelirlerinde ciddi bir erime mevcut. FlexJobs’un 2025 araştırmasına göre beyaz yakalı çalışanların yüzde 62’si, daha yüksek ücret ve iş güvencesi için mavi yaka veya zanaat temelli mesleklere yönelmeyi planlıyor. “Yaşı artık 18 oldu kendi başının çaresine baksın” yaklaşımı bu topraklarda geçerli değil, aile çocuğa, çocuk aileye bakım veriyor, eksik gedik memleketten geliyor, yaş kaç olursa olsun ihtiyacın olan bekâr baba ocağına dönülebiliyor ya da az çok destek alabiliyor. Bu aile yapısı olmasa bu yüksek enflasyonla çok daha trajik parçalanmalara şahit olabilirdik.

Burada nasıl?

Biraz da Türkiye’ye bakalım. Özellikle de istihdamın lokomotifi İstanbul’a. İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) yaptığı araştırmaya göre, beyaz yakalıların ortak şikâyeti, yaptıkları işin karşılığını alamadıkları duygusu. Maaşların artan yaşam maliyetlerinin gerisinde kaldığını düşünen çalışanlar, iş güvencesinin de eskisi kadar güçlü olmadığını söylüyor. Özel sektörde yan hakların şirketlerin inisiyatifine bırakılması ve fazla mesainin çoğu zaman karşılıksız kalması en sık dile getirilen sorunlar arasında.

klavye tuşuna basan el

Kamuda çalışanlar ise düşük ücretlerin yanı sıra artan baskı, belirsiz kariyer süreçleri ve zayıflayan güvenceler nedeniyle mesleklerine olan bağlılıklarının zamanla aşındığını anlatıyor. Rapora göre her dört beyaz yakalıdan üçü geçinmekte zorlanıyor ya da birikim yapamıyor.

Harvard Business School, Imperial College London ve DIW Berlin’in çevrimiçi serbest çalışma platformları üzerine yaptığı araştırmaya göre, ChatGPT’nin kullanıma sunulmasının ardından yazarlık, yazılım geliştirme ve mühendislik gibi alanlarda iş ilanları diğer mesleklere kıyasla yüzde 21 geriledi. En büyük düşüş ise yüzde 30’u aşan oranla yazarlıkta yaşandı. Grafik tasarım ve 3D modelleme gibi yaratıcı alanlarda da benzer bir eğilim görülüyor.

Kariyer basamaklarına ilişkin beklentiler de giderek zayıflıyor. Özellikle özel sektörde birçok çalışan, terfinin artık performanstan çok şirket içi dengelere bağlı olduğunu düşünüyor. Bazıları ise bulundukları pozisyonda yıllardır aynı yerde saydıklarını, önlerinde gerçek bir yükselme fırsatı görmediklerini söylüyor.

FutureBright’ın araştırmasına göre ise kadınların yüzde 42’si iş görüşmelerinde cinsiyet temelli ayrımcılıkla karşılaştığını belirtiyor. Yüzde 40’ı ise çocuk sahibi olmanın kariyer önünde engel oluşturduğunu söylüyor. Bu haberi yazan gazeteci olarak bir not eklemek isterim. Pandemi döneminde gittiğim bir iş görüşmesinde, çocuk sahibi olmakla ilgili fikrim soruldu.


Felsefe kıymete mi bindi?

New York Federal Rezerv Bankası’nın yakın zamanda mezun olan üniversite öğrencileri üzerine yaptığı analize göre, felsefe bölümü mezunlarının işsizlik oranı %3,2, bilgisayar mühendisliği mezunlarının %6,1’lik oranının yarısından az. Daha da çarpıcısı: OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind gibi dünyanın en büyük yapay zekâ şirketleri, modellerini “güvenli” ve etik ilkelere uygun hâle getirebilmek için kadrolarına tam zamanlı felsefeciler katıyor (epistemoloji ve karar teorisi üzerine çalışan akademisyenler bu şirketlerde araştırma ekiplerinin içinde yer alıyor). The Economist bu durumu “Büyük yapay zekâ laboratuvarları neden bu kadar çok filozof işe alıyor?” başlığıyla haberleştirdi. Uzun süre “işe yaramaz” damgası yiyen bir bölüm, tam da yapay zekânın en çok ihtiyaç duyduğu belirsizlik, etik çıkarım ve anlam sorgulaması gerektiren alanda aranan bir uzmanlığa dönüşmüş oldu. (Kaynak: Federal Reserve Bank of New York; The Economist, “Why Big AI Labs Are Hiring So Many Philosophers”; NPR).


Kibar Feyzo filminden gerçeğe…

Toplumsal çelişkileri ve direnişi mizahi bir dille ele alan Kibar Feyzo’da köyden gelip inşaatta çalışmaya başlayan Feyzo (Kemal Sunal) alacak sırasında birlikte iş yaptığı işçi kendisinden çok ödeme alınca sebebini sormuş “onlar sendikalı” cevabının üzerine “ben de Harranlıyım” deyip azar işitmişti. Mavi yakanın özellikle toplu üretim alanlarında bir gücü, pazarlık payı sendikalar sayesinde olabiliyor, beyaz yakalıların çoğu maalesef bundan da uzak.

Galatasaray Üniversitesi’den Doç. Dr. Cem Özatalay, bir ders kapsamında ziyaret ettikleri ilaç endüstrisinde faaliyet gösteren bir firmanın fabrika müdürüyle yaşadıklarını aktarıyor. Fabrikadaki mavi yakalı çalışanların sendikalı olduklarını, işçilerin ücretlerinin ve sosyal kazanımlarının toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde belirlendiğini öğrenen Özatalay, şirketin beyaz yakalı çalışanlarının sendika üyesi olup olmadığına dair sorusuna ise şu yanıtı alıyor: “Beyaz yakalılar kariyer yapıyor, sendikayla ne işleri olabilir ki?” Belki de zamanı geldi, hatta geçti ve bu alanların örgütlü hareket etme ihtimali temel meslek alanları (mimarlık, hekimlik, mühendislik gibi) dışında epey zor görünüyor.

Şaşırdık mı?

Dünya çapındaki işverenlerin neredeyse yarısı, yapay zekânın devralabileceği görevlerde çalışan sayısını azaltmayı planlıyor. (Kaynak: World Economic Forum, Future of Jobs Report 2025)

Eleğin üstünde kalanlar

Peki bu yeni düzende hangi profil ayakta kalıyor? Uzmanlar, istikrarlı ve öngörülebilir ortamlarda uzmanlaşmanın kazandırdığını, ama hızla değişen ortamlarda farklı alanlar arasında bağlantı kurabilen, meraklı, detaycı, birbirinden kopuk görünen bilgileri birbirine bağlayabilen, yaratıcı kişilerin öne çıktığını söylüyor.

İki bloklu dönemde tarafların endüstrileşme yarışında kaybeden çevre olmuştu, birkaç büyük sermayenin elinde şekillenen ama dünyada hatırı sayılır bir kesimi etkileyen bu yarışın kaybedeni sanki orta sınıf beyaz yakalılar olacak gibi duruyor, umarız hayat bizi yanıltır.

Eleğin üzerinde “Gri yakalılar” mı kalacak? Beyaz yakanın analitik ve yönetsel yetkinlikleri ile mavi yakanın teknik bilgi ve saha deneyimini bir arada barındıran gri yaka, işgücü piyasasında farklı bir konumda yer alıyor. İşi en garanti olan ve gelir endişesi yaşamayacak olan grup bu, tabii şimdilik!…

Hayat Bilgisi'den en yeniler