annelik estetiği
/

Doğum sonrası beden: Kaybedilen mi, yeniden kazanılan mı?

Her yönüyle annelik estetiği

PROF. DR. AKIN YÜCEL

Annelik, toplumsal hafızada hep bir “fedakârlık” hikâyesi olarak anlatılır; doğurganlık güçtür ve kutsaldır, elbette haklılık payı var, türümüzün devamı sağlıklı doğup yetişenlere bağlıdır. Ancak kutsanan annenin kendisi için ne hissettiği çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa hamilelik, doğum ve emzirme, bir kadının bedeninde onun tercih etmediği pek çok değişikliğe yol açar ve hamilelikten itibaren insan türü için çok yorucu bir süreçtir.

annelik ve emzirmeHayvanlar dünyasına bakıldığında, hamileliğin, doğumun ve doğum sonrasını en zahmetli geçiren türün insan olabileceği görülür. Evrimsel antropoloji araştırmaları, insan yavrusunun doğumda beyninin yalnızca yetişkin beyin büyüklüğünün yüzde 25-29’unu tamamlayabildiğini gösteriyor; genetik olarak bize en yakın türlerde bu oran yüzde 36-46’ya, diğer bazı memelilerde ise yüzde 48-68’e kadar çıkıyor. Yani insan yavrusu, en yakın akrabalarına kıyasla dünyaya çok daha “yarım” gelir ve gelişiminin büyük bölümünü doğduktan sonra tamamlar.

Bunun bedeli, yıllarca süren doğrudan bakım ihtiyacıdır: genetik olarak bize en yakın türler sütten kesildikten sonra ortalama 4-5 yıl içinde kendi besinini bulabilecek hâle gelirken, insan yavrusunda sütten kesilme ile kendi geçimini sağlayabilme arasında geçen süre 14 yılı bulabilir.

New Mexico Üniversitesi Antropoloji Bölümü profesörlerinden Hillard Kaplan’ın hesaplamalarına göre bir insan yavrusunu bağımsızlığa kadar büyütmek 10-13 milyon kalorilik bir yatırım gerekir ki; bu annenin karşılayabileceğinin çok üzerinde bir yüktür, dolayısıyla insanı yavrusunu topluca büyüten çok az sayıdaki tür arasına yerleştirir.

Bu fiziksel yükün yanına bir de psikolojik yük eklenir: Wuhan Üniversitesi’nden Ziyi Wang ve ekibinin 80 ülkeden 565 çalışmayı kapsayan ve 2021’de yayımlanan araştırması, doğum yapan kadınların yaklaşık yüzde 17’sinin doğum sonrası depresyon deneyimlediğini ortaya koyar. Kısacası, insan annelerinin doğum sonrası bedensel ve ruhsal olarak toparlanma süreci, hayvanlar dünyasındaki hiçbir türle birebir kıyaslanamayacak kadar uzun ve zorludur.

annelik estetiği

Eskiden tanrıçalara yakışan kıvrımlar, şimdi kendine dönüş çağı

Wilendorf Venüsü
Willendorf Venüsü ve Çatalhöyük’te bulunan “oturan kadın”, doğurganlığın iki farklı coğrafyadaki ana tanrıça temsilidir.

 On bin yıl öncesine gidersek, insanlık tarihinin en eski heykelciklerinden biri olan Willendorf Venüsü’nü görürüz: dolgun bir karın, geniş kalçalar, büyük göğüsler. Bu hatlar, o çağlarda günümüz estetik ölçütlerinin aksine aranan ve kutsallık atfedilen özellikler olup bereketin, doğurganlığın ve hayatın sürekliliğinin simgesiydi. Anadolu topraklarında da benzer bir kült, Kibele vardır: Çatalhöyük’te bulunan “oturan kadın” toprağın ve doğurganlığın ana tanrıçasıdır ve heykelciğinde de aynı dolgun formla temsil edilmiştir.

Yüzyıllar sonra Barok dönem ressamı Rubens’in fırçasından çıkan kadın figürleri de bu geleneği sürdürür; günümüzde “Rubensesque” olarak anılan bu bedenler, döneminin bolluk ve refah estetiğiydi. Edebiyatta da bereketli, dolgun kadın bedeni çoğu zaman güç ve yaşam enerjisiyle özdeşleştirildi.

O çağlarda bu bedensel değişim, kadının yaşamının kalıcı ve kabul edilmiş bir parçasıydı; çünkü başka bir seçenek yoktu. Bugünse tablo farklı: Kadınlar bu değişimi olduğu gibi taşımayı da geri dönüştürmeyi de seçebilir.

Burada altını çizmek gerekir ki, doğum sonrası bedende kalan bazı değişiklikler; karın kaslarındaki ayrılma, cilt esnekliğinin kaybı, meme dokusunun hacim veya form değiştirmesi, gerçekten kalıcı olabilir. Bu değişim kimileri için normal ve sıradan kabul edilirken kimi anneleri mutsuz edebilir, depresyonu tetikleyebilir dahası verilemeyen kilolar sağlık açısından risk teşkil eden duruma gelebilir.

Annelik estetiği bedeni yeniden kazanma adına yürütülen sürecin en önemli halkası olup bedeniyle yeniden buluşmak isteyenlere sunulan bir seçenektir. Eskiden bu kıvrımlar tanrıçalara yakıştırıldı çünkü o dönem geniş kalçalar doğurganlığı, kilolu olmak ise bebeği besleyebilme gücünün göstergesi kabul ediliyordu ve bedeni onaracak bir seçenek yoktu; bugünü kadını ise “kendi bedeni” üzerinde “kendi kararı” ile söz sahibidir.

Torsoplasti sadece estetik bir işlem değil, kadınların doğum ertesi fiziksel ve psikolojik olarak iyileşmelerini sağlayan kapsamlı bir cerrahi yaklaşımdır.

Torsoplasti nedir, kimler için uygundur?

Torsoplasti’de meme, karın ve bel bölgesi ayrı ayrı değil, vücudun tek bir estetik ünitesi olarak ele alınır. Zira bu bölgelerden yalnızca birine müdahale edildiğinde, geri kalan bölgelerdeki bozukluklar daha fazla göze çarpar. Bu nedenle işlem, üç bölgenin aynı seansta düzeltildiği kombine bir yaklaşım olarak tanımlanır.

İşlem en çok doğum yapmış kadınlara uygulansa da ilerleyen yaşın veya kilo dalgalanmalarının yol açtığı benzer değişimler için de etkili bir çözümdür. Ancak her hasta kombine ameliyata uygun değildir: Aşırı kilolu, ileri yaşta, kontrolsüz şeker hastası veya yoğun sigara kullanan kişilerde risk artar. Bu hastalarda önce mevcut sağlık sorunlarının düzeltilmesi ve ideal kiloya yaklaşılması beklenir; şartlar sağlanamazsa meme ve karın ameliyatları ayrı seanslarda yapılabilir.

Rubens Judgement of Paris Paul Rubens The Three Graces

Üç Güzeller eseri, mitolojideki zarafet ve güzellik tanrıçalarını Rubens’in kendine has dolgun ve canlı figür anlayışıyla betimlediği ünlü tablosudur.
Rubens’in Paris’in Yargısı eserinde ise kadın bedeni, Barok dönem estetiğinin en görkemli, kıvrımlı ve idealize edilmiş haliyle sahnenin odak noktasını oluşturur.


Sezaryen mi, normal doğum mu? Deformasyon farkı var mı?

Sezaryen ile doğum yapan kadınlarda karın kaslarında kesi nedeniyle oluşan farklı bir gevşeme paterni görülebilir; kas dokusu belirli bir hatta zayıflar. Normal doğumda ise değişim daha çok pelvik taban kasları ve cilt esnekliğinde yoğunlaşır; karın kaslarındaki ayrılma her iki doğum türünde de yaşanabilir. Bu fark, karın germe planlamasında dikkate alınır: Sezaryen izi olan hastalarda kesi hattı genellikle mevcut plana entegre edilirken, normal doğum yapan hastalarda karar tamamen cilt ve kas durumuna göre şekillenir.


Annelik estetiğinde aşamalar

annelik estetiğiMeme bölgesinde, hastanın ihtiyacına göre küçültme, büyütme veya sadece dikleştirme uygulanabilir. Karın bölgesinde liposuction, endoskopik karın germe, mini karın germe ya da tam karın germe seçeneklerinden biri tercih edilir. Bel bölgesi liposhaping ile şekillendirilir; gerekiyorsa kalçalara yağ enjeksiyonu yapılarak daha dolgun bir görünüm sağlanır. Bu üç aşama tek bir ameliyat planı içinde birleştirilir, böylece hasta hem zaman hem iyileşme süreci açısından tek bir toparlanma dönemi yaşar. Ortalama bir karın germe ve meme küçültme ameliyatı yaklaşık beş saat sürer.


Sezaryen izi bu ameliyat sırasında giderilebilir mi?

Karın germe sırasında mevcut sezaryen izi yeni kesiye dahil edilir ve tek bir iz hâline getirilir; ayrıca bir iz bırakılmaz. Kesi, çamaşır hattında kalacak şekilde planlanır, böylece günlük giyimde görünür olmaz. İyileşme sürecinde izin ilk aylarda kızarık ve belirgin görünmesi normaldir; zamanla incelip solar. Gerçekçi beklenti, izin tamamen kaybolmayacağı ama büyük ölçüde fark edilmez hâle geleceğidir.


Öncesi ve sonrasında nelere dikkat edilmeli?

annelik estetiği
Vücudun planlanan şeklini tam olarak alması için en az üç ay beklemek gerekir.

Ameliyattan en az üç hafta önce sigara ve kan sulandırıcı ilaçlar kesilmelidir. Ameliyat sonrası hastalar genellikle iki gün içinde taburcu olur, bir hafta sonra hafif masa başı işlere, altı hafta sonra ise ameliyat öncesi hareket kabiliyetine kavuşur. Vücudun planlanan şeklini tam olarak alması için en az üç ay beklemek gerekir.

Sıkça sorulan sorular

Sonuçlar kalıcı mıdır? Evet, ancak ameliyat sonrası aşırı kilo alıp verme veya yeniden hamile kalma durumunda sonuçlarda bir miktar kayıp yaşanabilir. Yine de vücut hiçbir zaman ameliyat öncesi haline geri dönmez.

Sonrasında yeniden hamile kalınabilir mi? Torsoplasti sonrası hamile kalmanın herhangi bir sakıncası yoktur. Ancak planlanmış bir hamilelik varsa ameliyatın doğumdan sonraya bırakılması, ameliyat olmuş hastaların ise en az bir yıl beklemesi önerilir.

Birkaç ameliyatın bir arada yapılması riskli midir? Deneyimli bir plastik cerrah, hastanın sağlığını riske atacak bir kombinasyona onay vermez. Ameliyat öncesi detaylı değerlendirme sonucunda uygun olmayan hastalara işlemler ayrı seanslarda uygulanır.

İlk ve orta öğretimini TED Ankara Koleji, liseyi Ankara Fen Lisesi’nde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Tıp Doktoru olarak mezun oldu. Uzmanlık eğitimini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yaptı. Bir süre ABD ve İngiltere’de çalıştı. 2008’de profesör ünvanını aldı. Plastik cerrahide özellikle meme cerrahisi, meme onarımı, yüz estetiği ve vücut şekillendirme alanlarıyla ilgilenmekte, bu alanlarda her yıl onlarca eğitimde meslektaşlarına eğitim vermekte, kurslar düzenlemektedir. Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) ve Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin (EPCD) Başkanlıklarını, Uluslararası Estetik Cerrahi Derneğinin (ISAPS) Türkiye Sekreterliğini yaptı.
Yayıncılık çalışmalarına Türkiye’de Plastik Cerrahi alanındaki tek yayın olan ve TPRECD adına yayınlanan Plasticus Yazı İşleri Müdürlüğü ile başladı. Okumakta olduğunuz Vega Dergisinin İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü olarak hekimliğin yanı sıra yayıncılık alanında da çalışmalarını sürdürmektedir.

Estetik & Cerrahi'den en yeniler

Tüm yönleriyle yüz germe

Gururla söylenebilir ki kozmetoloji- plastik cerrahi olanakları, tıbbın gelişmesi, insanların yaş kavramına ve yaşlılığa bakışının değişmesi

Otolog dolgu nedir?

Otolog; kendi vücudunuzdan alınan hücre ya da dokular kullanılarak size bir işlem yapılması demektir. Otolog dolgu

Masseter botoksu nedir?

Diş sıkma tedavisinde botoks, alt çene bölgesinde yer alan masseter kasına uygulanır. Diş gıcırdatmanın neden olduğu