Turkiye'de Spor
/

Türkiye bir spor ülkesi mi?

TÜRKİYE GENÇ NÜFUSUYLA VE DEVLETİN MADDİ İMKÂNLARIYLA DÜNYANIN GELİŞMİŞ SPOR ÜLKELERİ ARASINA GİREBİLECEK POTANSİYELDE. PEKİ MEMLEKETİMİZİN SPOR İKLİMİ NASIL? HANGİ NOKTADAYIZ?

KORAY GÜRTAŞ

Şu anda Türkiye’nin en başarılı olduğu spor dalı kadın voleybolu. En sevilen takım ise tartışmasız Filenin Sultanları. Sadece başarıları değil, duruşları, pes etmeyen yapıları, sempatik tavırları ve kadınların var olma mücadelesine katkıları onları özel kılıyor. Zaman zaman kıyafetlerine, yaşam tarzlarına karşı çıkan çatlak sesler de genellikle onları sevenlerin yüksek bloğunda eriyor.

Turkiye'de Spor

“FİLENİN SULTANLARI” LAKABI NE ZAMAN ALINDI?

Türkiye milli takım seviyesinde ilk büyük başarısını 2003’te ülkemizde düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda final oynayarak kazanmıştı. Milliler, Filenin Sultanları lakabına da o turnuvada kavuştu. O tarihten itibaren Kadın Voleybol Milli Takımı istikrarlı çizgisini bozmadı. Kıl payı kaçan şampiyonluklar oldu, lakin mücadelelerini sonuna kadar sürdürdüler. Nihayet 2023’te Milletler Ligi ve Avrupa şampiyonlukları geldi. Olimpiyatta yarı final, Dünya Şampiyonası’nda final oynadılar. 2026’da ise bir kez daha Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonası dublesi yaptılar.

Türkiye artık bir voleybol ülkesi. Aileler kız çocuklarını voleybola götürmek için adeta birbirleriyle yarışıyor. Başta Eczacıbaşı ve VakıfBank olmak üzere kulüpler sürekli yeni yıldızlar yetiştiriyor. Federasyonun kurduğu Voleybol Lisesi düzenli üretim yapıyor. Böylelikle isimler değişse de Sultanlar’ın başarılı çizgisi değişmiyor. Genç milli takımlar büyük turnuvalarda istikrarlı olarak iyi sonuçlar alıyor. Bu yaz Türkiye Avrupa şampiyonu olurken ağırlıklı olarak gençlerden kurulu diğer milli takım da Akdeniz Oyunları’nda kürsünün en tepesine çıktı. Ayrıca kulüp takımlarımız Avrupa’da hemen hemen her sene zirvede yer alıyor. Türk voleybolseverler dünyanın en iyi kadın sporcularını her hafta sonu izleme şansına sahip. Evet, biz voleybol ülkesiyiz artık.

Sporda gelişim için en önemli unsurlardan biri çocukların, gençlerin örnek alacağı rol modeller olması. Bu voleybolda fazlasıyla var. İleride Eda Erdem, Zehra Güneş, Hande Baladın olmayı hayal eden çocukları milli takım formasıyla izleyeceğiz. Erkekler kadınların gerisinde olsa da o kulvarda da işler yoluna girecek gibi görünüyor.

FUTBOLA YATIRIM ÇOK AMA…

Futbol Türkiye’de en popüler olan ve en çok yatırım yapılan spor. Ancak bu ilginin ve harcamanın karşılığının alındığını söylemek güç. Milli takım penceresinden bakıldığında ülkemiz hâlâ son Dünya Kupası’nda ilk iki maçın ardından turnuvaya veda etmenin moral çöküntüsünü yaşıyor. Oysa ‘Bizim Çocuklar’, Kuzey Amerika seferine büyük beklentilerle çıkmıştı. Ayrıca 2023-2026 arası milliler açısından çok da kötü geçmedi. Euro 2024’te oynanan çeyrek final ve sergilenen başarılı futbol, Uluslar Ligi’nde tarihte ilk kez A Ligi biletinin alınması ve play-off üzerinden de olsa tam 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılım hakkı kazanılması iyi sayılabilecek bir karneydi. Ama kupada alınan kötü sonuçlar zaten çabuk sevinip çabuk karamsarlık moduna giren memleketimizde olumsuz bir hava yarattı.

Takım yapısı incelendiğinde Real Madrid’de oynayan Arda Güler ve Juventus formasını terleten Kenan Yıldız gibi genç yetenekler gelecekte güzel günler yaşanabileceği umudunu veriyor. Fakat bir yandan ligimizin düşük kalitesi, altyapılarda temel futbol eğitiminin hâlâ sağlıklı şekilde verilememesi, kulüplerin iyi yönetilememesi istikrarlı başarıların önündeki en büyük engeller olarak gözüküyor.

Süper Lig’de ilk altı hafta geride kalırken beş kulüp, altyapısından yetişen oyunculara bir dakika dahi şans vermemiş konumda. Öncelik üretim değil, tüketim; yani pahalı transferler. Hâl böyle olunca genç milli takımların da son dönemde önemli bir başarısı bulunmuyor. Açıkçası, milli takımlar Avrupa’da yaşayan ve altyapı eğitimini iyi almış, taktik bilgisi yüksek gurbetçilerin katkısıyla ayakta kalıyor. Kulüpler üzerinden bir analiz yapmak gerekirse, Galatasaray’ın 2000’de kazandığı UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupası dışında hiçbir uluslararası başarı yok. Harcanan paralar düşünüldüğünde bu tablo çok vahim. Kadın futbolu ise ülkemizde henüz emekleme sürecinde.

Turkiye'de Spor

BASKETBOLDA DA HİÇ FENA DEĞİLİZ

Erkek basketbolunda Türkiye son Avrupa Şampiyonası’nın ikincisi. 12 Dev Adam elemelerdeki harika performansıyla 2027 Dünya Kupası’na katılma hakkını şimdiden elde etmiş durumda. Elimizde Alperen Şengün gibi bir NBA yıldızı var. Daha da kıymetlisi son U17 Dünya Kupası’nda sergiledikleri basketbolla tüm basketbolseverlerin hayranlığını kazanan Ömer Kutluay ve Darius Karutasu gibi geleceğin yıldızları ileriye umutla bakmamızı sağlıyor.

Avrupa’nın kulüpler düzeyinde en prestijli organizasyonu olan Euroleague’de son 10 yılda kulüplerimiz Anadolu Efes ve Fenerbahçe toplam 4 kez şampiyonluk sevinci yaşadı. Tüm bunlar sevindirici. Ama sorunlar da var elbette.

Kulüpler yeterince maddi kaynak yaratamadığı ve yabancı oyuncuya dayanan kadrolar kurduğu için ekonomik açıdan ciddi problemlerle karşılaşıyor. Bu nedenle bu kulvarda da üretime önem verilmesi şart. Kadın basketbolunda Milli Takım 2012-2018 arası göğsümüzü kabartan işlere imza atmıştı; olimpiyatlarda madalyayı kıl payı kaçırırken Avrupa Şampiyonası’nda iki kez kürsüye çıkmıştı. Potanın Perileri şimdilerde o günlerin hayli uzağında. Buna karşın bol yabancılı Türk kulüpleri Avrupa kupalarında çok dominant bir performans sergiliyor.

TÜRKİYE’YE GENİŞ BİR YELPAZEDE MADALYALAR GELİYOR. ANCAK DOPİNG SKANDALLARI, ALTYAPI EKSİKLERİ, KISA VADELİ ÇÖZÜMLER KÜRSÜNÜN EN TEPESİNE ÇIKMAYI ZORLAŞTIRIYOR.

DOPİNG YÜZÜNDEN AĞIR DARBE ALAN DALLAR

Atletizmde Ramil Guliyev, Yasmani Copello, Elvan Abeylegesse gibi devşirme sporcuların kazandığı madalyalara Aslı Çakır Alptekin, Gamze Bulut, Nevin Yanıt gibi bizim çocukların da başarıları eklenince umutlanmıştık. Ama sevinç uzun sürmedi. Guliyev ve Copello dışında kalanlar dopingli çıkınca Türkiye ağır yara aldı. Şimdilerde yeniden bir atılım yapılmaya çalışılıyor. Ancak başarıya kısa sürede ulaşmak için bolca yabancı sporcu devşirilmesi gibi çok da akılcı olmayan bir yol izleniyor.

Türkiye’nin doping yüzünden ağır darbe aldığı ve yeniden parlak günlerine dönmeye çalıştığı bir dal da halter. Bulgaristan’dan gelen Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu’nun estirmeye başladığı fırtına çoktan dinmiş durumda.

ATA SPORUNDA MADALYA ÇOK, ALTIN AZ

Ata sporu güreşte Türkiye olimpiyat tarihinde 29 altın, 18 gümüş ve 21 bronz olmak üzere toplam 68 madalya kazandı. Son yıllarda da madalyalar geliyor, ancak son iki olimpiyatta kadın-erkek toplam 5 madalya kazanıldı. Üstelik bunların hiçbiri altın değil.

BOKSTA SADECE KADINLAR BAŞARILI

Boksta kadınlarımız hayli başarılı grafik çizerken, erkekler son yıllarda beklentilerin çok uzağında. Uzak Doğu kökenli sporlardan taekwondoda ülkemiz hayli başarılı. Karate Tokyo 2020’de olimpiyat programındaydı ve Türkiye üç madalya kazandı. Ancak daha sonra bu branş programdan çıkarıldı.

OKÇULUK METE GAZOZ’LA HAYATIMIZA YENİDEN GİRDİ

Aslında bu şekliyle olmasa da ata sporlarımızdan biri olan okçuluk yeniden hayatımıza girmiş durumda. Tokyo 2020 oyunlarına kadar okçulukta Türkiye’nin hiç madalyası yoktu. Tokyo’da Mete Gazoz’un kazandığı altın, ardından Paris 2024’te Gazoz’un da yer aldığı erkek takımının aldığı bronz bu branşa ilgiyi yoğun bir şekilde artırdı. Gazoz, bu iki olimpiyat başarısının arasında 2023’te Berlin’de dünya şampiyonluğunu da kazandı. Şimdilerde çok sayıda genç okçulukla ilgileniyor ve bu gelecek için olumlu sinyaller veriyor.

Cimnastik Türkiye’nin çıkışta olduğu dallardan biri. Tarihte ilk madalya Tokyo’da geldi. Ayrıca Avrupa ve Dünya şampiyonalarında ülkemiz son dönemde iyi işlere imza atıyor.

TENİSTE EN GÖZDE SPORCUMUZ

Zeynep Sönmez. Kadınlarda dünya sıralamasında 48. sıraya yükselerek ilk elliye giren ilk Türk sporcu unvanını alan Sönmez, WTA turnuvalarında şampiyonluklar da kazandı. Ancak Grand Slam turnuvalarında en iyi derecemiz yine Sönmez’in oynadığı üçüncü tur.

EN HAVALI DALLARDA MADALYAMIZ YOK

Türkiye su sporlarında ve bisiklette hiçbir zaman çok iddialı olamadı. Yüzme gibi olimpiyatların en havalı dallarından birinde hiç madalyamız yok. Zaman zaman gençler düzeyinde sevindirici haberler gelse de havuzda iddialı bir ülke olduğumuzu söylemek mümkün değil yazık ki. Hentbol ve su topu ufak da olsa parıltı gösterdiğimiz dallar.

Son olarak kış sporları… Türkiye’nin 1936 yılından bu yana iştirak ettiği kış olimpiyatlarında henüz madalyası yok. Ülkemizin elde ettiği en iyi derece Furkan Akar’ın 2022 Pekin’de kısa pist sürat pateni erkekler 1000 metredeki dördüncülüğü. Türkiye’de bol sayıda kayak merkezi bulunmasına karşın kış sporlarına dair uzun vadeli bir stratejimiz olmaması başarının hayli uzağında kalmamıza sebep oluyor.

Turkiye'de Spor

SPOR OKULLARINA SAĞLIKLI BİR SİSTEM ŞART

Türkiye’nin başarılı bir spor ülkesi olması için neler yapması gerekli?

Öncelikle okullara sporun sağlıklı bir şekilde girmesi şart. Ayrıca spor ile akademik eğitimin paralel bir şekilde ilerlemesini sağlayabilecek burs sistemleri, eğitim modelleri oluşturulması gerekli.

Okullar arası spor faaliyetlerinin şampiyon belirlemeye odaklı yapıdan gençlerin daha fazla sahada kalacağı ve sağlıklı şekilde rekabet edebileceği yapıya dönüşümü lazım. Türkiye’nin her alanda donanımlı antrenörler yetiştirebilmesi şart. Bu konuda hem federasyonlara hem de BESYO’lara (Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları) iş düşüyor. Bazı branşlara heyecan getirmek için devşirme sporculara yönelinebilir. Ancak bunların sayısı kısıtlı olmalı ve öncelikle memleketin gençlerine şans verilmeli.

Son olarak bu yazıda engelli sporcularımızı dışarıda tuttuk. Onların başardıkları bu köşeye sığmayacak kadar çok ve değerli. Gelecekte onlara ayrıca değineceğiz.

BAŞARILI OLDUĞUNUZ KADAR HAVALISINIZ DA

Olimpiyat tarihimizin atıcılıktaki ilk madalyasını, Paris 2024’te Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç’ten oluşan 10 m havalı tabanca karma takımı ikincilik kürsüsüne çıkarak kazandırdı.

Sporcumuz Yusuf Dikeç’in lens, göz kapağı ve kulak koruması kullanmadan bir eli cebinde atışlarını yapması büyük ilgi gördü ve sosyal medyada viral oldu. Aralarında İsveçli efsane sırıkla atlamacı Armand Duplantis’in de bulunduğu ünlü sporcular sevinç gösterilerinde Dikeç’in pozuyla görüntü verdi. Dikeç’in pozu Paris 2024’ün simgelerinden biri oldu.

1971 yılında Ankara'da doğdu. Galatasaray Lisesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu. Pek çok farklı basın organında yazıları yayımlandı. Olay TV'de spor müdürlüğü yaptı. ayaktakileroturanlar.com isimli nostaljik spor sitesi bulunmakta.

Karışık Kaset'den en yeniler

En ilginç 10 DJ’imiz

Plaktan kasete, CD’den MP3’e… DJ’liğe başladığımdan bu yana o kadar çok format ve ekipman değişti ki,